Sizinde bir anınız varsa , lütfen yazın !

02 Temmuz 2009

Market kasiyeri olda gör …

02 Temmuz 2009

Merak ediyorum insanlar bir markete ya da alışveriş yaptıkları bir yere gidince alışveriş yaptıkları için neden mağazayı yönetme gibi bir hak buluyorlar.Geçen sene büyük bir markette sezonluk kasiyer olarak işe girdim. Girmez olaydım! Müdür yardımcıları bi’ yandan, müşteriler bi’ yandan insanda sinir diye bir şey bırakmıyorlar.En basitinden müdür yardımcımız olan sorunlu yaratık müşterilere öyle bir yalakalık yapıyor ki yanında çalışanların insan olduğunu unutup, erkekleri dahi ağlatacak kadar adi laflar kullanıyor çalışanlara müşterilerin yanında.O gün beni express kasaya verdiler, sadece 5 parça ürünle geçilebilen. İnsanlar ekmek almaya dahi geliyorlar kredi kartı geçirtiyorlar. E doğal olarak kasa yavaşladı, sıra uzadı. İnsanlar söylenmeye başladı az çok.“Eyvah” dedim kızmaya başladım ben de. Arka taraftan bi’ kadın- “Hadi kızım be, şu kasayı hızlandır salak mısın nesin” dedi.Sustum bir şey söylemedim. Yavaş yavaş sıra kadına geliyordu. Zaten önceki günden sinirliyim yeteri kadar, tansiyonum düştü eve gönderdi diye müdür yardımcısı beni müdür bana savunma yazdırdı. Her neyse…Sıra bana söylenip, hakaret edip duran o “cici” teyzeye geldi. Bir ekmek, bir de terlik almıştı. Önce ekmeği geçirdim kasadan, sonra terliği.Terliği geçirdikten sonra poşetlerin olduğu yere koyarken, terlik elimden kaydı ve tam poşet almak için eğilmiş olan kadının kafasına isabet etti.Görenler tabi bastı kahkahayı. Eh dedim ben de içimden “Allah’ın sopası yok”Ve bunun gibi daha bir çok olay. Sen kimsin bana hakaret edebiliyorsun. Üstelik sadece hakaret edenler de yok. Küfür edenler dahi çıkıyor. Ama insanın sabrı da bir yere kadar.Ertesi gün zaten densizin biri de yine kasa yavaşladı diye küfür etti bana ve sonrasında çıkan tartışma yüzünden beni korumaya çalışan güvenlik görevlimize. Ben de sinirlendim, kalktım kasayı bıraktım.Adamın bana söylediği ve ettiği hakaretleri tatlı bi’ dille kendisine iade edip, ardından gelen müdür yardımcımıza da ne kadar adi ve aşşağılık bi’ insan olduğunu söyleyip, zaten işe de aslında ihtiyacım olmadığından çektim gittim…

Sabır sabır bir yere kadar ama değil mi. Anlamıyorum bu insanları hem de hiç.

Güven önemli bir mesele

02 Temmuz 2009

Tüm ürünlede yüzde 25 indirim var kadının biri 4 parça ürün aldı daha yeni bankacı olmuş neyse ürünleri kasya indirdik indirimini hesapladık kadın itiraz etti .niye deik siz dedi indirimi hepsinin üzerinden yaptınız tek tek hesaplarsanız indirim oranı farklı çıkar dedi :) )dedim ki hanfendi tek tek yüzde 25 i hesaplasanız da toplu olarak hesaplasanızda ödeyeceğiniz para aynı çıkacaktır ama ikna edemedim kadını neyse aldı eline hesap makinesini kendine göre bi hesaplar falan yaptı evt haklıymışsınız dedi ben bankacıyım ya kendim hesap yapmadan inanmam dedi :) ) sen gibi bankacıyı dedim içimden..:)

Oyalayan müşteri

02 Temmuz 2009

dünyanın en lanet, en rahatsız edici ve kendini akıllı zanneden insanlarından oluşan bir güruhun sürekli olarak oturuğu masadır bu masa. bu kişiler, yedikleri haltın iyi bir halt olduğu zannıyla her gün aynı masayı işgal etme çabasındadırlar. ilk olarak 2 kişi gelir mesela, akabinde 3-4 kişi daha gelerek kalabalık bir imaj oluşturma çabasına girişirler. ilk gelenler, kendilerine sipariş almak için gelen garsonu “arkadaşlarımız gelince sipariş vericez” diyerek başlarından savarlar. kalanlar geldikten sonra garson yeniden uğrarsa bu sefer de “evladım hele bi soluklanalım da öyle” bahanesi kullanılır va garson yeniden postalanır. o sırada elemanlardan birisi içeri girip cafe içinde olmayan içecek bakar, uygun tercih tespit edilince masaya dönülür ve bu dakikadan sonra garson giderse iki taktik uygulanır. 1) garsona bir kişi sipariş verecekmiş gibi tüm ürünleri saydırır, “hay allah x yokmuş” diyip bir müddet daha süre istenir. 2) içeriden gelen gözcünün “burda y yokmuş” sözü üzerine garson çağrılır ve “y” istenir. bu esnada yaklaşık 1 saat süre geçirilmiştir cafede. artık bu noktadan sonra daha fazla garson baştan savmak mümkün olmayacağından, masadakilerden birisi -en ucuz ürün olduğundan- çay ister bir bardak. çay geldikten sonra o çay imamın abdest suyuna dönünceye dek içirilip bitirilmz. yaklaşık 20-25 dakika sonra yarıya inen çayı boş toplayan elemanlara da teslim etmeyen masa, yaklaşık 40 dakika sonra -eğer o gün bonkör günlerinde iseler- bir çay daha isterler. bu döngü yaklaşık 6 saat kadar devam eder. ödenen 2-3 milyon hesaptan sonra 7-8 kişilik masa kalkıp gider, siz de küfür lügatınızı genişletirsiniz.

şimdi kimse bana gelip de “müşteri haklıdır, orda bişi içmek istemeyen de olabilir, paraları yoktur, het, höt” demesin. görgü kurallarının, insanlığın arkasına sığınarak işletmenin gidişatını sarsacak bir saçmalığın altına imza atmak kimsenin hakkı değildir. herkesin maddi durumu zayı olabilir, herkesin yaşadığı sıkıntılar olabilir, ama bu şekilde bir saygısızlığın -nazarımda- dilencilikten pek bir farkı yoktur. ben kimseye “parası olan gelir keyfini çıkarır” demiyorum, ama başkalarının o masayı değerlendirmesine izin vermeyip üstüne üstlük garson oyalamanın, bir de bu yetmiyormuş gibi 3 kuruş için insanı süründürmenin alemi yoktur.

“ekşi sözlükten alınmıştır”

Çift kaşarlı tost

02 Temmuz 2009

musteri: garson bana bir kasarli tost bir de ayran ama tostun kasari bol olsun…

-garson (ayni zamanda mekanin sahibinin oglu): isterseniz cift kasarli yaptirayim efendim. (kasarli 1 ytl, cift kasarli 1,25 ytl)

-musteri: hayir ben sizden tek kasarli tost istedim ama kasari bol olsun …

-garson: ?!?!?!? (iceriye seslenerek) ahmet abi bu masaya tek kasarli bir tost ama kasari bol olsun…

Uyanık ve terbiyesiz müşteri

01 Temmuz 2009

Yemek yemek için kaliteli bir lokantaya 1 kız 2 erkek gelir.

5 lahmacun 3 pide ve içecek siparişi verirler.lahmacunlar önce gelir,sonra pideler masadadır.
Biraz sonra masadan bir erkek bağırakak garsonu çağırır ve lahmacunun içinde  sinek olduğunu garsona gösteririler.Hakaret,bağırış,kusma sesleri ver yansın içerisi müşteri dolu ve tüm müşteriler yemeklerini bırakmış olayı izliyor.

Garson şefi, şef müdürü, çağırır ve son aşçı başı gelir özür dilenir ortalık sakinleştirilir.

Bu arada aşçı başı kamera kayıtlarını hızla incelettirmektedir …Çünkü
LAHMACUNUN İÇERİSİNDE PİŞMEMİŞ BİR SİNEK DURMAKTADIR.

KAYIRLARDA LAHMACUNUN İÇERİSİNE SİNSİCE ATILDIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR

eh söylenecek  birşey varmı…Ye ye bir numara hesabı ödemen çık

not:müştericik yaptığı rezilliği masa masa dolaşıp anlatmak istemiş fakat konuşamamıştır.

Ezik müştericik

01 Temmuz 2009

AH EZİK MÜŞTERİCİK AH

Müşteri 10 gün kadar önce aldığı ürünleri değiştirmek için mağazaya gelir . Kasadaki kasiyer müşteriden faturasını ibraz etmesini ister. Ancak müşteri faturasını almadığını, kesinlikle burada unuttuğunu, kasiyerin kendisine vermediğini üstüne bastıra bastıra tekrarlar… Kasiyer unutulan müşteri faturalarının arasına bakar ve burada bulunmadığını söyler.. Kasiyer müşteriye aldığı tarihi hatırlayıp hatırlamadığı eğer hatırlıyorsa alışveriş tarihinden yardımcı olabileceğini söyler. Bu yardım talebi karşısında kızan müşteri yüksek bir ses tonu ve küfürle karışık sen benim kim olduğumu biliyormusun? 3 kuruşluk şeyi aldığım tarihimi hatırlamam gerekiyor diye bağırır.. Mağaza müdürü olaya dahil olur ve içerde başka müşterilerinde olduğunu söyleyerek müşteriye sakin olmasını rica eder.. Buna dahada sinerlenen müşteri ne yapacağıma senmi karar vereceksin diyerek müdüre de bağırmaya başlar. Bunun üzerine müdür faturası olmadan hiçbir işlem yapamayacağını belirterek müşteriye faturasını ibraz etmesini söyler.. Faturasının kendisine verilmediğini tekrarlayan müşteri şikayet edeceğini söyleyerek telefon etmek için elini cebine götürür. Telefonu çıkarırken cebinden ürünlere ait fatura düşer.. Mağaza müdürünün beyfendi faturanız bakın sizdeymiş demesi üzerine a….. ko….. ço…. sen bana yalancı diyosun diyerek bağırır ve çeker gider…….
Bu da demek oluyoki müşteri herzaman haklı çıkamayabiliyor..
AH EZİK MÜŞTERİCİK AH
teşekkürler Emre
musteridensikayetimvar.com
2008

Kösele ayakkabı ve araç yıkama

01 Temmuz 2009

Anlatılmaz yaşanır

ANLATMAKLA OLMAZ YAŞAMAK GEREK
Müsterimizle 3 ay önce sıkı pazarlık ve garanti istekleri altında (her türlü garantiyi istiyor)
Kösele bir ayakkabı satın aldı değeri 150 ytl.
Satış sonunda müşteri ile aramızda geçen diyalog bu
SATICI- “KÖSELEYİ AYAKKABIYI YAĞMURDA GİYMEMEYE ÇALIŞIN AYAĞINIZ ISLANABİLİR
MÜŞTERİ- BEN OTOBÜS YIKARKEN BUNLARI GİYMEYECEK MİYİM ?
SATICI- EVET EFENDİM, GİYMEZSENİZ İYİ OLUR
MÜŞTERİ- 150 VERDİKTEN SONRA BEN BUNLARLA YATARIM BİLE…
Ayakkabıyı 1,5 ay sonra geri getirildi, iadesini istiyor, tabanında kocamnan bir delik
Merkeze inceleme gitti, sonuç kullanım hatası.
Ayakkabı hakkında yeterli bilgi vermediğim için şikayet bana döndü, merkezle müdür arasında sıkı bir telefon trafiği yaşandı,Müşteri çirkeflik ve tehtitle ayakkabısını iadesi aldırdı.
Müşteri yine aynı ayakkabıdan aldı. Bu sefer servisi müdürümle verdik en sonunda yine tekrarladım.
KÖSELE AYAKKABIYI YAĞMURDA VE ISLAK ORTAMLARDA UZUN SÜRE GİYMEMEYE ÇALIŞIN AYAĞINIZ ISLANABİLİR!KÖSELE DEFORME OLABİLİR.
CEVAP: TAMAM ANLADIM GEÇEN SEFERDE SÖYLEDİN,NASIL AYAKKABI KULLANACAĞIMI BANA SEN Mİ ÖĞRETECEKSİN ? İSTERSEM YATARKENDE GİYERİM.
SANANE TEZGAHTAR BOZUNTUSU ! NEKADAR UKALA BİR FİRMA, BİR DAHA BURAYA GELMİYECEM VE KÜFÜR (MARKAYA) TABİ
İYİ GÜNLERDE KULLANIN DEĞERLİ MÜŞTERiCİK.
NOT:1 AY SONRA TEKRAR GELDİ. İŞ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GİTTİ SONUÇ TÜKETİCİ HATASI. YATARKEN BİLE GİYENSİN ARTIK.
150 YTL KARSILIĞINDA RUHUMUZU BİLE SATIN ALABİLİLECEĞİNİ ZANNEDEN MÜŞTERİCİK.
KÖSELE AYAKKABI İLE ARAÇ YIKANMAZ….

Müsteri herzaman haklı mı ?

30 Haziran 2009

Müsteri herzaman haklı mı ?

Tüketici haklari konusunda Müsteri her zaman hakli mi? sorusunu irdelerken çesitli ülkelerdeki mahkemelik olaylari arastirmislar ve bulduklari belgelerden birisi.

Olay gerçek…

WorldPerfect (Bilmeyenler için yaziyorum, bilgisayari -elektrikli- daktilo
gibi yapan bir programin yapimcisi)…

Bu Sirketin müsteriye yardim hattinda banda alinmis bir telefon konusmasini okuyacaksiniz.

Bu konusma sonrasi WorldPerfect gorevlisi isinden kovuluyor.

Kovulan gorevli WorldPerfecti kendisini “Gerekçesiz” isten çikardigi için mahkemeye veriyor.

Iste bu konusmanin desifresi.

-WorldPerfect yardim hatti, buyrun, nasil yardimci olabilirim.

-WorldPerfect`te bir sorun oldu.

-Nasil bir sorun?

-Yazi yaziyordum, birden bütün kelimeler gitti.

-Gitti mi?

-Yokoldu!

-Ekranda su anda ne görüyorsunuz?

-Hic bir sey.

-Hic bir sey mi?

-Yazdigim hiç bir şey ekrana çikmiyor.

-Hala WorldPerfect programinda misiniz yoksa programdan çikitiniz mi?

-Bunu nereden bileyim.

-Ekranda bir “C” harfi görüyormusunuz?

-Bir “hece” mi..

-Bosverin. Ekranda yanip sönen bir çizgi var mi?

-Söyledim ya hiç bir sey yazmiyor.

-Monitör üstünde yanan bir lamba var mi?

-Monitor ne?

-Ekrani olan yer, televizyon gibi… Çalistiginizi gösteren kücük bir

lamba var mi?

-Bilmiyorum.

-Monitorün arkasina bakin, oraya bir elektrik kablosu giriyor olmasi

lazim. Görebiliyor musunuz?

-Evet.

-Harika, o kabloyu takip edin duvarda elektrige baglimi bana soyleyin.

-Bagli.

-Harika. Monitorün arkasina bakinca bagli olan tek kablo mu gördünüz,

yoksa iki tane mi?

-Görmedim.

-Tekrar bakar misiniz, ikinci bir kablonunda bagli olmasi lazim.

-Evet buldum.

-Tamam, simdi onu takip edin bilgisayara bagli mi diye bakin.

-Kabloya ulasamiyorum.

-Ulasmayin, bagli mi diye bakabilir misiniz?

-Olmuyor.

-Bir seyden destek alip egilip bilgisayarin arkasina baksaniz…

-Egilmek dert degil, karanlik oldugu için bakamiyorum.

-Karanlik?

-Ofisin isiklari kapali, pencereden gelen isik yetmiyor.

-Ofisin isiklarini yakin.

-Yanmaz.

-Neden?

-Elektrikler kesik.

-Elektrikler mi kesik. Tanrim..! (kisa bir sessizlik) Bilgisayarin

kutusu, kitaplari herseyi

duruyor mu?

-Evet dolapta.

-Simdi bilgisayari sökün, aynen aldiginizdaki gibi paketleyin ve

aldiginiz dükkana iade edin.

-Durum bu kadar kötü mü?

-Korkarim öyle!

-Peki tamam. Onlara ne diyecegim?

-”Ben bilgisayar kullanamayacak kadar aptalim” diyeceksiniz…

————————————————————————————————————————————————–

demek ki neymiş :

derdini dinledim, derdimden iğrendim…

onun derdini gördüm, kendi derdime imrendim….