RESİMDE GÖRÜLEN ALARM BİR İNSAN ? TARAFINDAN DİŞİ İLE SÖKÜLMÜŞTÜR…
Etrafı ısırmadan hırsız yakalanmıştır.
RESİMDE GÖRÜLEN ALARM BİR İNSAN ? TARAFINDAN DİŞİ İLE SÖKÜLMÜŞTÜR…
Etrafı ısırmadan hırsız yakalanmıştır.
SAHİBİNİ ARAYAN TELEFON
Telefon ekranlarında şebeke sinyallerine ulaşılamadığı zaman “şebeke arıyor” şeklinde bir yazı yazar, aslında belirtilmek istenen servis sağlayıcısının kapsama alanında bulunmadığıdır. Bu durumla ilk kez karşılaşan kullanıcı, telefonunun üzerindeki ‘şebeke arıyor’ yazısını görünce ilgili servisi sağlayan firmanın müşteri hizmetlerini arayarak “Kardeşim beni niye arıyorsunuz?” diye sormaya kalkışabiliyor.
THY HOSTESLERİNİ DE ÇILDIRTTILAR
THY Danışma Hattı’nı arayan bazı vatandaşlarla, görevliler, hostesler arasında geçen diyaloglar THY çalışanları tarafından derlenmiştir.
“- İyi günler, danışma? – Bugün nereden bilet alabiliriz? Sadece Taksim ve havalimanı açık bugün. – Anladım. Taksim’deki havalimanının telefonunu alabilir miyim?
- Semiha Yankı Havalimanı’nın telefonunu alabilir miyim? (Sabiha Gökçen denilmek isteniyor.)
- Diyarbakır’a yer var mı acaba? – Maalesef yok efendim? – O zaman beni yedek kulübesine yazar mısınız?
- İyi günler iç hatlar. – Bant kaydı mısınız, yoksa gerçek mi? – Gerçeğim hanımefendi – İyi o zaman, iyi günler.
- İstanbul’a son uçak kaçta? – Nereden? – Buradan. – Nereden arıyorsunuz? Şehir içinden. – Nereden? – Erzurum’dan.
- Ne kadar kalacaksınız Almanya’da? – Neden soruyorsunuz? – Ona göre bilet keseceğim. – Olsun ben uçakta kalmayacağım ki otelde kalacağım.
- Bizans Class’a rezervasyon istiyorum.
- (Adana uçağında yolcu karşılayan hostes, koltuğunu bulamayan yolcuya sorar) Hangi numarada oturuyorsunuz beyefendi? Sanayi Mahallesi No: 14.
- Yolcu: Kars’a yer var mı? THY: Maalesef yok efendim. Yolcu: Arada bir yerde falan yok mu, askeriz de.
- THY: İndirim belgeniz var mı? Yolcu: Var komutanım.
- Diyarbakır’dan arayan yolcu: İyi günler abi, ben İstanbul’a uçacağım da, pasaport lazım mıydı?
- Kuşkucu bir bayan: Affedersiniz eşim Londra’ya uçuyor, yanındaki arkadaşının adı dilimin ucunda; ama hatırlayamıyorum, siz bir bakıp söyler misiniz bilgisayardan? THY: Yolcu hakkında bilgi veremeyiz efendim. Bayan: Şey, bari yanındakinin bay mı bayan mı olduğunu söyleseniz, benim için çok önemli.”
alıntıdır
Avantaj AVM de çalıştığım dönemde müşterinin biri arkadaştan ayakkabı satın aldı.. Ürünün su geçirip geçirmediğini sordu bizde aşırı yağmurda su alır, sadece goratex/puratex-waterproof özellikteki ayakkabılar su geçirmez dedik. Müşteri ürünü aldı..
1 ay sonra müşteri geri geldi.. “Bu ayakkabılar su geçiriyor.
Dün arabamı yıkıyordum üst kısımlardan su aldı”.dedi.
Ürünü müşteriyi kırmamak için firmaya yolladık tabiki sonuç negatif.
Gelde şimdi müşteriye haber ver
Her neyse ürün geldi müşteriyi aradık ayakkabınız incelemeden geldi alabilirsiniz dedik.
Ertesi gün geldi ” ayakkabıda herhangi bir üretim hatası tespit edilmemişti, su geçirmezlik spreyi ve bakımı yapıldı dedik ve ayakkabıyı aldı gitti 15 dakika sonra geri geldi.
Ayakkabıyı giymiş WC gitmiş ayağını lavaboya sokup test etmiş ayakkabı yine üstelerden su alıyor. (Ayakkabı hakiki deri bağcıksız kauçuk taba üst kısmı dikişli model) çoraplarım bile ıslandı dedi ve tartışmaya girmemek için HERZAMANKİ GİBİ MÜŞTERİ HAKLIDIR DEYİMİ.
Aldık yine yolladık firmaya bu defa rica ettik değiştirdiler.. Sonuçta üründe bir kusur yok. Kusur o ayakkabıyı alan müşteride..
Ayakkabıyla araba yıka su alınca getir
Firmaya gitsin geri gelince WC’de test et
Markette poşetli tavukların olduğu reyondan sorumluyum.
Müşterinin birisi geldi, ” bu sattığın tavuklar günde kaç tane yumurtluyor?” dedi. tabi bende altta kalırmıyım hiç.
Abi dedim sen ne kadar yem verirsen o kadar yumurtlar dedim…
Müşteri de ” lafı gediğine iyi koydun” dedi gitti ne yapayım kaşındı ama …
Bir minübüs hattında 3 araba var ve bir durakta rahat 25 dakika falan bekleniyor durağa geldikten 15 dk falan sonra bi adam gelip
“şu poşet şurda dursun ben gelicem karşı markete gidip gelceğim” dedi.Bende abi 5 dk falan sonra gidicez acele et biraz dedim.
“Ben sizi durakta bekliyorum sizde beni bekliceksiniz” dedi o arada sanki adam babamın oğlu ,sen beni tanıdın mı? diyor ben nerden tanıcaksam onu…
Zaman dolup hareket ettigimizde diğer arabaya bıraktım paketlerini yola çıktım. Acelesi 25 dakika sürmüş, gelmiş bir daha bizi beklemicekmiş.

4.5 sene çalıştığım çok unlu bır bayan gıyım magazasında cüzi maaş + prımle ve asla oturmadan 11 saat çalışan satış danışmanıydım.
Müşteri bayan geldi ve kendisine servis vermeye başladım. 4 saate yakın kabinde kaldı ve ben yüzlerce kez ürün getir, götür, katla, depodan bul, beden ayarla, kırıştıktıktan sonra ütüle… neyse o gün hakkikaten ölmek istedim.
Saatlerce kabinde kalan bu şahıs kasada sadece 3-4 müşterinin sırada olmasının böyle bir isme yakışmadığını sıraya asla giremeyeceğini bağırarak belirterek gitti.
4 saatlik işkenceden sonra yaptığım işten soğudum, herşeyden soğudum.
MÜŞTERİ HİZMETLERİ
MT: – isminizi ögrenebilir miyim?
Abone: Ne yapcaksiniz ismimi, ben hat sahibi degilim.
MT : Hitab etmek açisindan sormustum.
Abone: Siz bana kisaca Rüzgarin Oglu diyebilirsiniz …
———————————————————————-
Tek.Des: Günaydın. Size nasıl yardımcı olabilirim?
Müşteri : Merhaba. Yazıcım çalışmıyor da…
Tek.Des: Anladım. “Başlat” tuşuna basar mısınız?
Müşteri : Bak dostum! Ben Bill Gates değilim. Bana öyle teknik konuşma!
- Iyi günler, hosgeldiniz, nasil yardimci olabilirim?
- Para çekemiyorum ben…
- Sifrenizi yanlis giriyormussunuz Ahmet bey!…
- Sifre mi? Benim sifrem hep aynidir, Istanbul’un kurtulusu…
- Lütfen, bana sifreyi söylemeyin efendim.
- Hah, tamam hatirladim, 1956!!!
- Efendim o Istanbul’un kurtulusu degil ama…
- Yaaaa!… Kaçti Istanbul’un kurtulusu?
- Efendim ben malesef söyleyemem bunu size.
- Niye sen de mi bilmiyosun?…
- Biliyorum, ama güvenlik açisindan benim sifreyi bilmemem gerekiyor.
- Ben sana sifreyi sormuyorum ki!… Istanbul’un kurtulusunu soruyorum.
- Evet, ama… ???!!!
Merak ediyorum insanlar bir markete ya da alışveriş yaptıkları bir yere gidince alışveriş yaptıkları için neden mağazayı yönetme gibi bir hak buluyorlar.Geçen sene büyük bir markette sezonluk kasiyer olarak işe girdim. Girmez olaydım! Müdür yardımcıları bi’ yandan, müşteriler bi’ yandan insanda sinir diye bir şey bırakmıyorlar.En basitinden müdür yardımcımız olan sorunlu yaratık müşterilere öyle bir yalakalık yapıyor ki yanında çalışanların insan olduğunu unutup, erkekleri dahi ağlatacak kadar adi laflar kullanıyor çalışanlara müşterilerin yanında.O gün beni express kasaya verdiler, sadece 5 parça ürünle geçilebilen. İnsanlar ekmek almaya dahi geliyorlar kredi kartı geçirtiyorlar. E doğal olarak kasa yavaşladı, sıra uzadı. İnsanlar söylenmeye başladı az çok.“Eyvah” dedim kızmaya başladım ben de. Arka taraftan bi’ kadın- “Hadi kızım be, şu kasayı hızlandır salak mısın nesin” dedi.Sustum bir şey söylemedim. Yavaş yavaş sıra kadına geliyordu. Zaten önceki günden sinirliyim yeteri kadar, tansiyonum düştü eve gönderdi diye müdür yardımcısı beni müdür bana savunma yazdırdı. Her neyse…Sıra bana söylenip, hakaret edip duran o “cici” teyzeye geldi. Bir ekmek, bir de terlik almıştı. Önce ekmeği geçirdim kasadan, sonra terliği.Terliği geçirdikten sonra poşetlerin olduğu yere koyarken, terlik elimden kaydı ve tam poşet almak için eğilmiş olan kadının kafasına isabet etti.Görenler tabi bastı kahkahayı. Eh dedim ben de içimden “Allah’ın sopası yok”Ve bunun gibi daha bir çok olay. Sen kimsin bana hakaret edebiliyorsun. Üstelik sadece hakaret edenler de yok. Küfür edenler dahi çıkıyor. Ama insanın sabrı da bir yere kadar.Ertesi gün zaten densizin biri de yine kasa yavaşladı diye küfür etti bana ve sonrasında çıkan tartışma yüzünden beni korumaya çalışan güvenlik görevlimize. Ben de sinirlendim, kalktım kasayı bıraktım.Adamın bana söylediği ve ettiği hakaretleri tatlı bi’ dille kendisine iade edip, ardından gelen müdür yardımcımıza da ne kadar adi ve aşşağılık bi’ insan olduğunu söyleyip, zaten işe de aslında ihtiyacım olmadığından çektim gittim…
Sabır sabır bir yere kadar ama değil mi. Anlamıyorum bu insanları hem de hiç.
Tüm ürünlede yüzde 25 indirim var kadının biri 4 parça ürün aldı daha yeni bankacı olmuş neyse ürünleri kasya indirdik indirimini hesapladık kadın itiraz etti .niye deik siz dedi indirimi hepsinin üzerinden yaptınız tek tek hesaplarsanız indirim oranı farklı çıkar dedi
)dedim ki hanfendi tek tek yüzde 25 i hesaplasanız da toplu olarak hesaplasanızda ödeyeceğiniz para aynı çıkacaktır ama ikna edemedim kadını neyse aldı eline hesap makinesini kendine göre bi hesaplar falan yaptı evt haklıymışsınız dedi ben bankacıyım ya kendim hesap yapmadan inanmam dedi
) sen gibi bankacıyı dedim içimden..:)
dünyanın en lanet, en rahatsız edici ve kendini akıllı zanneden insanlarından oluşan bir güruhun sürekli olarak oturuğu masadır bu masa. bu kişiler, yedikleri haltın iyi bir halt olduğu zannıyla her gün aynı masayı işgal etme çabasındadırlar. ilk olarak 2 kişi gelir mesela, akabinde 3-4 kişi daha gelerek kalabalık bir imaj oluşturma çabasına girişirler. ilk gelenler, kendilerine sipariş almak için gelen garsonu “arkadaşlarımız gelince sipariş vericez” diyerek başlarından savarlar. kalanlar geldikten sonra garson yeniden uğrarsa bu sefer de “evladım hele bi soluklanalım da öyle” bahanesi kullanılır va garson yeniden postalanır. o sırada elemanlardan birisi içeri girip cafe içinde olmayan içecek bakar, uygun tercih tespit edilince masaya dönülür ve bu dakikadan sonra garson giderse iki taktik uygulanır. 1) garsona bir kişi sipariş verecekmiş gibi tüm ürünleri saydırır, “hay allah x yokmuş” diyip bir müddet daha süre istenir. 2) içeriden gelen gözcünün “burda y yokmuş” sözü üzerine garson çağrılır ve “y” istenir. bu esnada yaklaşık 1 saat süre geçirilmiştir cafede. artık bu noktadan sonra daha fazla garson baştan savmak mümkün olmayacağından, masadakilerden birisi -en ucuz ürün olduğundan- çay ister bir bardak. çay geldikten sonra o çay imamın abdest suyuna dönünceye dek içirilip bitirilmz. yaklaşık 20-25 dakika sonra yarıya inen çayı boş toplayan elemanlara da teslim etmeyen masa, yaklaşık 40 dakika sonra -eğer o gün bonkör günlerinde iseler- bir çay daha isterler. bu döngü yaklaşık 6 saat kadar devam eder. ödenen 2-3 milyon hesaptan sonra 7-8 kişilik masa kalkıp gider, siz de küfür lügatınızı genişletirsiniz.
şimdi kimse bana gelip de “müşteri haklıdır, orda bişi içmek istemeyen de olabilir, paraları yoktur, het, höt” demesin. görgü kurallarının, insanlığın arkasına sığınarak işletmenin gidişatını sarsacak bir saçmalığın altına imza atmak kimsenin hakkı değildir. herkesin maddi durumu zayı olabilir, herkesin yaşadığı sıkıntılar olabilir, ama bu şekilde bir saygısızlığın -nazarımda- dilencilikten pek bir farkı yoktur. ben kimseye “parası olan gelir keyfini çıkarır” demiyorum, ama başkalarının o masayı değerlendirmesine izin vermeyip üstüne üstlük garson oyalamanın, bir de bu yetmiyormuş gibi 3 kuruş için insanı süründürmenin alemi yoktur.
“ekşi sözlükten alınmıştır”
musteri: garson bana bir kasarli tost bir de ayran ama tostun kasari bol olsun…
-garson (ayni zamanda mekanin sahibinin oglu): isterseniz cift kasarli yaptirayim efendim. (kasarli 1 ytl, cift kasarli 1,25 ytl)
-musteri: hayir ben sizden tek kasarli tost istedim ama kasari bol olsun …
-garson: ?!?!?!? (iceriye seslenerek) ahmet abi bu masaya tek kasarli bir tost ama kasari bol olsun…
Yemek yemek için kaliteli bir lokantaya 1 kız 2 erkek gelir.
5 lahmacun 3 pide ve içecek siparişi verirler.lahmacunlar önce gelir,sonra pideler masadadır.
Biraz sonra masadan bir erkek bağırakak garsonu çağırır ve lahmacunun içinde sinek olduğunu garsona gösteririler.Hakaret,bağırış,kusma sesleri ver yansın içerisi müşteri dolu ve tüm müşteriler yemeklerini bırakmış olayı izliyor.
Garson şefi, şef müdürü, çağırır ve son aşçı başı gelir özür dilenir ortalık sakinleştirilir.
Bu arada aşçı başı kamera kayıtlarını hızla incelettirmektedir …Çünkü
LAHMACUNUN İÇERİSİNDE PİŞMEMİŞ BİR SİNEK DURMAKTADIR.
KAYIRLARDA LAHMACUNUN İÇERİSİNE SİNSİCE ATILDIĞI GÖRÜLMÜŞTÜR
eh söylenecek birşey varmı…Ye ye bir numara hesabı ödemen çık
not:müştericik yaptığı rezilliği masa masa dolaşıp anlatmak istemiş fakat konuşamamıştır.
Müşteri 10 gün kadar önce aldığı ürünleri değiştirmek için mağazaya gelir . Kasadaki kasiyer müşteriden faturasını ibraz etmesini ister. Ancak müşteri faturasını almadığını, kesinlikle burada unuttuğunu, kasiyerin kendisine vermediğini üstüne bastıra bastıra tekrarlar… Kasiyer unutulan müşteri faturalarının arasına bakar ve burada bulunmadığını söyler.. Kasiyer müşteriye aldığı tarihi hatırlayıp hatırlamadığı eğer hatırlıyorsa alışveriş tarihinden yardımcı olabileceğini söyler. Bu yardım talebi karşısında kızan müşteri yüksek bir ses tonu ve küfürle karışık sen benim kim olduğumu biliyormusun? 3 kuruşluk şeyi aldığım tarihimi hatırlamam gerekiyor diye bağırır.. Mağaza müdürü olaya dahil olur ve içerde başka müşterilerinde olduğunu söyleyerek müşteriye sakin olmasını rica eder.. Buna dahada sinerlenen müşteri ne yapacağıma senmi karar vereceksin diyerek müdüre de bağırmaya başlar. Bunun üzerine müdür faturası olmadan hiçbir işlem yapamayacağını belirterek müşteriye faturasını ibraz etmesini söyler.. Faturasının kendisine verilmediğini tekrarlayan müşteri şikayet edeceğini söyleyerek telefon etmek için elini cebine götürür. Telefonu çıkarırken cebinden ürünlere ait fatura düşer.. Mağaza müdürünün beyfendi faturanız bakın sizdeymiş demesi üzerine a….. ko….. ço…. sen bana yalancı diyosun diyerek bağırır ve çeker gider…….
Bu da demek oluyoki müşteri herzaman haklı çıkamayabiliyor..
AH EZİK MÜŞTERİCİK AH
teşekkürler Emre
musteridensikayetimvar.com
2008
ANLATMAKLA OLMAZ YAŞAMAK GEREK
Müsterimizle 3 ay önce sıkı pazarlık ve garanti istekleri altında (her türlü garantiyi istiyor)
Kösele bir ayakkabı satın aldı değeri 150 ytl.
Satış sonunda müşteri ile aramızda geçen diyalog bu
SATICI- “KÖSELEYİ AYAKKABIYI YAĞMURDA GİYMEMEYE ÇALIŞIN AYAĞINIZ ISLANABİLİR
MÜŞTERİ- BEN OTOBÜS YIKARKEN BUNLARI GİYMEYECEK MİYİM ?
SATICI- EVET EFENDİM, GİYMEZSENİZ İYİ OLUR
MÜŞTERİ- 150 VERDİKTEN SONRA BEN BUNLARLA YATARIM BİLE…
Ayakkabıyı 1,5 ay sonra geri getirildi, iadesini istiyor, tabanında kocamnan bir delik
Merkeze inceleme gitti, sonuç kullanım hatası.
Ayakkabı hakkında yeterli bilgi vermediğim için şikayet bana döndü, merkezle müdür arasında sıkı bir telefon trafiği yaşandı,Müşteri çirkeflik ve tehtitle ayakkabısını iadesi aldırdı.
Müşteri yine aynı ayakkabıdan aldı. Bu sefer servisi müdürümle verdik en sonunda yine tekrarladım.
KÖSELE AYAKKABIYI YAĞMURDA VE ISLAK ORTAMLARDA UZUN SÜRE GİYMEMEYE ÇALIŞIN AYAĞINIZ ISLANABİLİR!KÖSELE DEFORME OLABİLİR.
CEVAP: TAMAM ANLADIM GEÇEN SEFERDE SÖYLEDİN,NASIL AYAKKABI KULLANACAĞIMI BANA SEN Mİ ÖĞRETECEKSİN ? İSTERSEM YATARKENDE GİYERİM.
SANANE TEZGAHTAR BOZUNTUSU ! NEKADAR UKALA BİR FİRMA, BİR DAHA BURAYA GELMİYECEM VE KÜFÜR (MARKAYA) TABİ
İYİ GÜNLERDE KULLANIN DEĞERLİ MÜŞTERiCİK.
NOT:1 AY SONRA TEKRAR GELDİ. İŞ TÜKETİCİ MAHKEMESİNE GİTTİ SONUÇ TÜKETİCİ HATASI. YATARKEN BİLE GİYENSİN ARTIK.
150 YTL KARSILIĞINDA RUHUMUZU BİLE SATIN ALABİLİLECEĞİNİ ZANNEDEN MÜŞTERİCİK.
KÖSELE AYAKKABI İLE ARAÇ YIKANMAZ….